Bumerang - Yazarkafe
GEZMELER GEZMELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GEZMELER GEZMELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2026 Salı

Gezmeler Gezmeler: Bilecik Yolculuğu



Bilecik yolculuğumuz başlıyor! Bu seferki rotamız, Belgin ablamızın emeklilik sonrası yerleştiği Bilecik... Hem Belgin ablamızla hasret gidermek hem de ecdadımız Osmanlı'nın kurulduğu, temellerinin atıldığı o kadim topraklara bir ziyaret yapalım dedik. Tarihin ve keşfetmenin izini süren biri olarak, meraklı bir ruh ve keşif dolu adımlarla; "Osmanlı'nın tohumlarının atıldığı" bu şehri görmek uzun süredir listemdeydi.


Sabah saat beş sularında hızlı trene atlayıp yola revan olduk. Hızlı tren gerçekten büyük konfor; yaklaşık iki buçuk saat gibi kısa bir sürede Bilecik'e ulaştık. Bilecik tren istasyonu oldukça farklı ve güzel bir mimari yapıya sahip.
İstasyondan çıkışta minibüs benzeri araçlar var. Şehirdeki ulaşım sistemi oldukça ilginç; nakit para geçmiyor; ya Bilecik'e ait ulaşım kartıyla ya da banka kartıyla ücreti ödüyorsunuz. İstasyon şehrin biraz dışında kalıyor, Bilecik zaten çok dingin bir yer; tam kafa dinlemelik bir rota. Yine de İstanbul'dan sonra böyle bir tempoda yaşayabilir miyim, işte onu tam kestiremiyorum.



Belgin ablamızın evine geçip kahvaltımızı onun misafirperverliğiyle, evinin huzurlu ortamında yaptık. Yol yorgunluğunu böyle güzel bir sofrada atmak gibisi yok. Belgin ablamız emekli olduktan sonra İstanbul'un keşmekeşinden kurtulup bu huzurlu şehre yerleşmiş. Kahvaltı sonrası hasbihal edip hep beraber kısa bir şehir turu ve Şeyh Edebali Türbesi ziyareti için yola çıktık.








Tarihe Doğru Zorlu Bir Yürüyüş



Şeyh Edebali'nin türbesine doğru giderken yol biraz zorlu ama bir o kadar da keyifliydi. Giderken yokuş aşağı inmek kolaydı ama dönüşü hiç sormayın! Yolda, "Beş Minare" olarak bilinen, tek başlarına yükselen eski ve yıkık minareler dikkatimizi çekti.

 Yol boyunca o güzel sarı çiçekli kaktüsler ve vadideki eski yerleşim yerlerinde hala süren yaşamlar bize eşlik etti.



Geze geze, yer yer dinlenerek nihayet Şeyh Edebali ve Bala Hatun Türbesi ile Orhan Gazi Camii'ne ulaştık. Bu mekanların manevi havası bambaşka... Bu durakları ve oradaki hislerimizi, "Günün Hazineleri" başlıklı yazımızda ayrıca detaylaştırmış olacağız.



Dönüş yolunda yokuş yukarı çıkmak epey zorladı ama manzarayı seyrederek yorulmaya değdi. Yolda giderken o güzel evlerde kış hazırlığı yapan teyzelerle selamlaştık, sohbet ettik. Evler vadide olduğu için önden sadece bir kat görünüyor ama aşağıya doğru birkaç katı daha olan, çok karakteristik evler bunlar.






Günün sonunda Belgin ablamızla vedalaşarak akşam 20:30 trenimize bindik ve saat 22:00 civarında İstanbul'a vardık.

Hayat akıp gidiyor, bazen insan tüm sorumlulukları bir kenara bırakıp sadece anın tadını çıkarmak, eski bir minarenin gölgesinde soluklanmak veya sadece bir dostun evinde demli bir çayla "mola" vermek istiyor. Bilecik gezisi bana bir kez daha hatırlattı ki; koşturmacanın içinde kaybolmamak için ara ara böyle duraklara, gerçek nefes alma alanlarına ihtiyacımız var. Siz en son ne zaman hayatınıza şöyle güzel bir mola verdiniz?

5 Haziran 2020 Cuma

GEZMELER ..... GEZMELER......YUSUF MERT'LE EYÜP SULTAN VE YUŞA HAZRETLERİ ZİYARETLERİ .....

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim....
 




Korona  yüzünden epeydir gideme
diğimiz manevi nefes aldığımız  Eyüp Sultan ve Yuşa Hazretlerinin arşivimde bulunan Yusuf'un sünnet fotoğraflarıyla beraberce ziyaret edelim  istedim en azından  biraz moral olur inanın bu yerlerin  resmini bile görmek  insana huzur veriyor...


Eyüp sultan hazretlerinde sabah namazı kılmayı o sabahın seher vaktinde hocanın türbenin önüne gelip dua etmesini havuzun etrafında Yusuf'un güvercinleri beslemesini bazende dostlarla karşılaşıp hasbiyal etmeyi,  Pierlotiye teleferikle çıkıp  yukarıdan Halici seyretmeyi oradaki mübarekleri de ziyaret edip yürüyerek aşağı inmeyi . Yusufun hediylik eşya satan yerlerden her zaman birşeyler alalım diye ısrar etmesini bile özledim. 

Yuşa Hazretlerinin yaz kış serin ağaçların içindeki mübarek kabrine gelip o maneviyatın en yüksek olduğu yerde dua etmeyi mübareği sebep kılıp Allaha yakarmayı  tevekkül etmeyi özledim. 

Toplumca hepimizin bilinçlenmesiniz ve Mevladan gelen bu uyarıdan hepimizin ders çıkartıp en kısa zamanda  pürü pak olarak kurtulmamız dileğiyle..


Ben çare derim;  Mevla KÛN  der .........

15 Mayıs 2019 Çarşamba

GEZMELER... GEZELER.....BÜYÜK ÇAMLICA CAMİSİ.... KORELİ ŞİRİN MİSAFİRİMİZ SOHEE.....ÇAMLICA TEPESİ...

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...


Nisan ayında Beyza'nın Erasustan koreli aradaşı Sohee Türiye'ye geldi. Beyza İspanya'da olduğu sürece gıyabında tanıdık kendisini, İstanbul'a geldiğide de görüşmek istedik bu arada erasmustan bir diğer aradaşı selin'de geldi Konya'dan. Beyza Sohee'nin zamanının kısıtlı olduğunu onları çamlıca tepesine çıkarabilecekmiyim diye sordu, hafta içi olduğu için işten sonra gidebileceğimizi söyledim.



Hepimiz aç olduğundan kızlarla bir yemek yiyelim dedik, kebap filan derken iskenderde karar kıldık. Yemeğimizi bitirdikten sonra Çamlıca tepesine çıkmak için çıktık yola,  onlara yeni yapılan Büyük Çamlıca Camiine de isterlerse gidebileceğimizi söyledim bende daha önce gitmemiştim sağ olsunlar  kızların sayesinde bende gitmiş oldum. 

















Cami dedikleri kadar varmış daha görünce o kadar etkilendim, duygulandım ki Allah yapanlardan yapımına sebep olanlardan da razı olsun. Altında devasal bir park alanı arabanızı park edince park alanından direk camiye giriyorsunuz buradaki asansörle caminin istediğiniz katına çıkabiliyorsunuz. 


Akşam namazı vakti olduğu için Akşam namazımızı kıldık sohee de benimle namaz kılmak istediğini söyledi ilk namazını birlikte kıldık namazdan sonra duasını da etti belkide birisinin müslüman olmasına sebep oluruz.  Camiyi gezdik çok beğendik.
Çay, kahve içmek için Çamlıca Tepesine çıktık biraz serindi ama manzara için üşümeye değdi.





Bir kaç gün   İstanbul'u gezdi kızlar  Sohee Selenle Konya'ya  oradan da Kapadokya'ya gitti daha sonra istanbul üzerinden Erasmus gördüğü İspanya'ya döndü. Sohee yi çok sevdik mümkün olsa evlat edinecektim o kadar şirin, tatlı bir kız ki o da bizden memnun kalmıştır inşallah ...  

Tekrar görüşmek üzere Sohee..

7 Mayıs 2019 Salı

GEZMELER, GEZMELER.....HAFTA SONU GEZMESİ SULTANAHMET MEYDANI.......

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim.....
 




Oğluşumla anne oğul gezmeleri çok yaparız, anneannemiz hastalanalı pek çıkamaz olduk bu cumartesi alışveriş için gideceğimiz Eminönü öncesi Sultanahmet’e bir uğrayalım dedik Ramazana bir gün kala pek kalabalık değildi bence fırtına öncesi sessizlik vardı çünkü Ramazanda buralara iğne atsan yere düşmez o derece kalabalık olur. Böyle yerler insana huzur veriyor, Yedi tepeli şehir olarak bilinen İstanbul’un ilk tepesi üzerine kurulan Sultanahmet’in değişik bir aurası var bence ecdadımız bu mabetleri en özel yerlere konumlandırmışlar.
MISIR DİKİLİTAŞI



Yusuf'la teker teker bütün anıtları gezdik, bol bol fotoğraf çektirdik eskiden olsa sadece anıtların büyüklüğünden sohbet ederdik şimdi üzerideki yazılardan buraya nasıl geldiği ve getirilme amaçlarına kadar hepsiyle ilgili konuştuk özellikle mısırdan gelen dikili taş üzerideki hiyeroglif yazıları çok dikkatini çekti kuzucuğumun. Yakaşık 200 ton ve 30 metre büyüklüğündeki dikili taş Mısır'dan Roma imparatoru tarafından getiriliş ve dikilmiştir. Dikilitaş’ın 4 cephesinde antik hiyeroglif yazıları mevcuttur. Dikilitaş’ın üzerine dikilen mermer kaidenin iki yanında kabartma süslemeler bulunmaktadır. Bir yanda Sütun’un İstanbul’a getirilişi ve Sultanahmet meydanındaki hipodrom içine dikilişi; diğer yanda ise senato resmedilmiştir.Ayrıca bu kaidede grekçe metin de bulunaktadır bu metinin çevirisi şöyledir. “Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi.''




BURMALI SÜTUN, YILANLI SÜTUN



Sultanahmet meydandaki Doğu Roma döneminden kalma üç eserden biri olan heykel, tunçtan yapılmıştır. Birbirine dolanmış üç yılanı göstermektedir. Yılanın kopan bir başı Arkeoloji Müzesi’nde, diğeri Londra British Museum’dadır. 



ÖRME SÜTUN

                     
Örme Sütunda, meydanda ki Doğu Roma döneminden kalma yapıtlardan biridir. Yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir Anıt 20.68 metre uzunluğudadır .
ALMAN ÇEŞMESİ



Meydan’da bulunan ünlü çeşme. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in ziyareti için Almanya’da yapılmış çeşme parça parça ülkemize getirilip 1 Ocak 1901 tarihinde meydandaki yerinde monte edilmiştir. İçi altın, dışı çinilerle kaplı sekiz sütundan oluşmuştur.





ÇEMBERLİTAŞ


Sultanahmet'ten aşağ doğru inerken önümüze çemberli taş çıktı İmparator Konstant'in tarafıdan Roma'daki Apollan tapınağından söktürerek, üzerindeki Apollon heykeli yerine kendi heykelini koyarak diktirilmiştir, daha sonraları imparatorlarda bu geleneği sürdürdü ta ki heykele bir şimşek isabet edip yanana kadar bundan sonra imparatorlar kendi heykelleri yerine haç heykeli koydurmuşlardır istanbul'un fethinden sora haç indirilmiştir.
Çemberli taşıda geçtikten sonra aşağıya doğru nuruosmaniye istikametinden  Eminönü'ne kadar indik orada bir şeyler atıştırıp, Mehmet Efendi den kahve alıp, kuruyemişçilerden alışveriş yaptık. Artık oğlumla klasiğimiz olan martılara atmak için simit alıp vapurla dönüş yoluna koyulduk.

13 Kasım 2018 Salı

GEZMELER / GEZMELER... GÜNÜBİRLİK ANKARA , ANITKABİR GEZİMİZ....

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...... 

Yusuf'ne zaman ulusal bir bayram ve orginazasyon da Anıtkabiri görse her  fırsatla  Ankara'ya  gitmeye gündeme getiriyordu bende ''Sınavlarından iyi alırsan  en yakın zamanda seni götüreceğim.'' diye söz verdim ama hafta sonları yüzmeye gittiği için Ankara'ya gitme fırsatımız olmuyordu  bu hafta içi  biraz ateşlendiği için Yusuf'u yüzmeye yollamadım  hazır yüzme yokken bizim için fırsat oldu ve ailecek düştük Ankara yollarına.

Sabah erken çıktığımız için yollar boştu dört saat kadar sürdü yolumuz  on kasımın ertesi günü olduğu için Anıtkabir otaparkın da yer bulamadık arabayı dışarıda bir yerde park ettikten sonra oldukça kalabalık olan Anıtkabir yolunu çıkmaya başladık.







Yokuşu bitirdikten sonra aslanlı yola geldik Yusuf'ta bir heyecan başladı ....









Karşımızda Anıtkabir ama daha çok yürüyecek yolumuz var merdivenlere çiçeklerle devasal bir bir bayrak karşılıyor bizleri merdivenleri çıkıyoruz ve büyük bir avludan geçiyoruz heyecanla sıraya girdik ve çiçeklerle dolu Atamızı selamladık .

Merdivenleri indikten sonra Askerlerin nöbet değişimine rastlıyoruz ve Anıtkabirin solunda bulunan müzeyi gezmek için sıraya giriyoruz hem hafta sonu hemde 11 kasım olduğu için oldukça kalabalık ve her yerde sıra mevcut.






Müze oldukça beğendim çok özenerek hazırlanmış müze bir tünel gibi bir taraftan girip yerin  altından diğer taraftan çıkıyorsunuz.









Bir günlük gezimizin sonuna geldik çocuklar daha  Ankara'dan ayrılmadan ''Bir daha ne zaman gelebiliriz hızlı trenlemi gelsek.'' diye tekrar gelme planları yapmaya başladılar. ,
Bir başka GEZMELER/GEZMELER de görüşmek üzere....