Bumerang - Yazarkafe

28 Temmuz 2026 Salı

🚴‍♀️ Pedal Çevirmenin Hafifliği: Bisikletle Yıllar Sonra Yeniden Yola Çıkmak ✨

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...


Diyabetle ilk tanıştığım günlerde bir doktorun kulağıma küpe olan harika bir sözü vardı: "Sağlıklı bir yaşam; Diyet 🥗, Hareket 🏃‍♀️ ve Moral 🧠 saç ayağı üzerine kuruludur. Bu üçlüden biri bile eksik olsa şekeri düzene koyamazsınız."

Ne kadar doğruymuş! Zamanında doktorlar yüksek şeker yüzünden vücudumdaki kasların erimeye başladığını ve mutlaka yürümem gerektiğini söyleseler de dinledim mi? Hayır tabii... Yoğun çalışma temposu, iş koşturmacası derken kendimi erteleyip durdum. Gerçi bir ara sıkı bir şeker ve gluten diyeti yaparak hem diyabetimi hem de tiroit sorunumu güzelce bir düzene sokmuştum.

Ancak emekli olduktan sonra evden çıkmamam, çıksam bile gideceğim yere hemen kapının önündeki arabaya binip hiç yürümemem dengeleri yine bozdu. Yoğun ve aktif bir iş hayatından sonra sürekli evde olmak başlarda hoşuma gitse de farkına varmadan bana hiç iyi gelmemişti.

İşte her şey o an yeniden uyandığım kuralı hatırlamamla değişti! Son iki ayda farklı yürüyüş rotaları keşfederek kan şekerimi bir miktar düşürmeyi başardım. Sıra eriyen kaslarımı yavaş yavaş toparlamaya gelmişti. Ancak ayağım ağrıdığı için üzerine fazla yük bindirmeden tüm vücudumu hareket ettirecek bir şey bulmalıydım. Ve aklıma daha önce Şevval ile konuştuğumuz o fikir geldi: Bisiklete binmek! 🚲✨

Neredeyse 30 küsür yıldır bisiklete binmiyordum! Şevval’in yanına giderken içimde büyük bir korku vardı: "Ya binemezsem,  geri dönerim?"  diye düşündüm.

Bahçede denemek için selenin üzerine çıktığımda pek beceremedim. Hani "Bisiklete binmeyi bir öğrenen bir daha asla unutmaz" derler ya; işte bende o kaide hiç işlemedi! 😅 Şevval "Binersin teyze!" diye arkamdan moral verip destek oluyordu ama durumum pek iç açıcı değildi.

Yine de pes etmedim. Sahilde sürmek üzere metroya doğru yola çıktık. Bisikleti biraz elimde, biraz da  binmeye çalışarak metroya kadar ulaştık.


Bostancı sahiline varıp da bisiklet yoluna çıkınca işler biraz değişti. Bir tarafta masmavi deniz, yüzüme çarpan o ılık esinti... His harikaydı! Ama bir sorun vardı: Bisiklete binenler, kaykayla kayanlar, minik bebekli aileler... Bisiklet yolu inanılmaz aktifti. Şevval önden gidiyor, bense "Düşeceğim, birine çarpacağım ya da bir sakatlık çıkaracağım" diye tedirginlikten ecel terleri döküyordum.

Şevval halimi görünce sağ olsun hemen duruma el attı ve beni İdealtepe tarafındaki sahile paralel, çok daha tenha etrafı ağpaçlarla çevrili bir bisiklet yoluna götürdü. 🛣️🍃 İşte aradığım huzuru orada buldum!

Yaklaşık 30 dakika boyunca tedirginliğimi üstümden atıp rüzgarın tadını çıkararak pedal çevirdik. Ardından deniz kenarında güzel bir çay molası verip dinlendik. Toplamda 45 dakika kadar pedal sallamıştık bile! ☕✨


Zamanla o çekingenliği üzerimden attıkça fark ettim ki bisiklet sürmek sadece kaslarıma ve şekerime iyi gelen bir egzersiz değilmiş; doktorun bahsettiği o "moral" kısmını da sonuna kadar besleyen harika bir terapiymiş! 🌿🧘‍♀️


İşin en tatlı kısmı ise ruhen yaşadığım o hafifleme oldu... Her pedalda stresin geride kaldığını, zihnimdeki yüklerin teker teker uçup gittiğini görmek paha biçilemez. 💖

 Bu güzel deneyimi Şevval ile ilk fırsatta tekrar bisikletle yola çıkmak için şimdiden sözleştik bile! 👩‍👧‍👦

Kaç yaşınızda olursanız olun, araya ne kadar uzun yıllar girmiş veya ne kadar hareketsiz kalmış olursanız olun; o saç ayağını yeniden kurmak için bir adım atın.

Önce yürüyün, sonra bir bisikletin selesine kurulup rüzgarı arkanıza alın. 🍃 Göreceksiniz, pedal çevirdikçe sadece yol katetmeyecek, sağlığınızı ve ruhunuzu da tazeleyeceksiniz! 🚴‍♀️✨


15 Temmuz 2026 Çarşamba

🌿 Günün Hazineleri: Arpacılar Camii, Şeyh Mehmed Geylânî ve Ali Geylânî Türbesi 🕌

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...

İstanbul, her sokağında ayrı bir hikaye, her adımda ayrı bir keşif sunuyor. Yıllardır önünden geçtiğim, belki de aceleyle fark etmeden yanından akıp gittiğim bir yerin, bugün nasibimle karşıma çıkmasına vesile olan o güzel yürüyüşten bahsetmek istiyorum. 👣

Havanın kavurucu sıcağını fırsat bilip, öğleden sonra üçten sonra düştüm yollara. Marmaray ile Eminönü’ne vardığımda, şehrin o yoğun kalabalığı beni karşıladı. İşlerimi halledip geri dönüş yoluna koyulduğumda, her zamanki rotamdan farklı bir sokağa saptım. İşte o an, daha önce nasıl gözden kaçırdığıma hayret ettiğim, o huzur dolu Arpacılar Camii ve haziresindeki türbe ile karşılaştım. 🕯️

Bir Fatih Dönemi Mirası: Arpacılar Camii ve Geylânî Kardeşler 📜

Eminönü’nde inşa edilen ve bir Ni’me’l-Ceyş hatırası olan Arpacılar Camii, 571 yıldır ayakta duruyor. Fatih Sultan Mehmed’in yakın dostu ve Akşemseddin Hazretleri’nin zikir ve fikirdaşı olan Mehmed Geylânî Hazretleri’nin dergâhı olarak inşa edilen bu yapının arazisi, bizzat İstanbul Fatihi tarafından vakfedilmiştir. Fetihten sonra İstanbul’da yapılan ilk camilerden biri olma özelliğini taşıyan Arpacılar Camii, zaman zaman yangınlara ve depremlere maruz kalsa da günümüze ulaşmayı başarmış. 🏛️

Caminin girişinde, Şeyh Mehmed Geylânî ve kardeşi Ali Geylânî’nin türbeleri bulunuyor. İstanbul’un fethine katılan bu mutasavvıf komutanların türbesi, kendine has yeşil rengiyle hemen dikkat çekiyor. 💚 Kürsüsünde nice âlimin va‘z u nasihat ettiği bu tarihî yapı, gerçekten görülmeye değer.

Huzura Açılan Bir Kapı: İkindi Vakti 🤲

Arpacılar Camii'nin manevi atmosferini solurken vaktin girdiğini fark ettim. Şehrin tüm gürültüsünü, Eminönü’nün o telaşlı kalabalığını arkamda bırakıp caminin içine adım attım. İkindi namazını burada, bu köklü tarihin şahitliğinde kılmak nasip oldu. Namazın ardından o dinginlikte, sanki 571 yıl öncesinin huzuruyla baş başa kaldım. Tarihin içinde, o atmosferi soluyarak secde etmek, bu yürüyüşü benim için bir "günün hazinesi" haline getirdi. 🕰️

Tarihin İzinde Bir Not 🔍

Türbenin bulunduğu bu alanın, Sirkeci Garı'na kadar uzanan arazisinin bir dönem Geylânî Vakfı’na ait olduğunu, ancak Cumhuriyet döneminde yapılan düzenlemelerle vakıf bünyesinden çıkarılıp özelleştirildiğini öğrendim. 🏚️ Geçmişin nasıl da günümüzün modern yapıları arasında eriyip gittiğini görmek oldukça hüzünlü ve düşündürücü.

Siz de Eminönü'nde yolunuzu bir gün Hobyar Mahallesi, Hamidiye Caddesi taraflarına düşürürseniz, biraz durup bu tarihi Arpacılar Camii'nin ve türbesinin kapısında bir Fatiha okuyun. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve bu gönül erlerini yad etmek, emin olun gününüzü güzelleştirecektir. ✨

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...

🍨 Pratik Tatlı Kaçamakları: Dondurmalı İrmik Helvası

Bizim mutfakta helva dedi mi akan sular durur ama  un helvası, şekerim olduğu için pek yanaşamıyorum. Evde de kimse yemeyince, o helvanın pişmesi için mutlaka bir kandil akşamı ya da bir mevlid daveti bekleriz. Birisi "Elif, gel de bir helva yap" demediği sürece mutfağa girip yapmam; yaparsam da "sadece ucundan tadına bakayım" niyetiyle başlarım. 🥄

İrmik helvası ile aram pek yoktu, ta ki o güne kadar... Yeğenim Şevval yemeğe geldiğinde "Teyze, canım çok dondurmalı irmik helvası istedi, dışarıdan sipariş mi versek?" dedi. "Ondan kolayı ne var?" dedim. Un helvası gibi saatlerce ocağın başında terlemek yok, irmik zaten hemen kavruluveriyor. O an mutfağa girdim, hemen yapıverdim; çocuklar afiyetle yedi. Hatta Ramazan'da verdiğim iftar davetlerinde, kendi yaptığım o güzel İskender'in finalini de yine bu dondurmalı irmik helvası ile yaptık. ✨

Hem pratik hem de misafirlerin gönlünü çelen o tarifimi buraya bırakıyorum. 👩‍🍳

📝 İrmik Helvası Tarifi

Malzemeler:

  • 1,5 su bardağı irmik

  • 125 gram tereyağı

  • İçi için: Sade dondurma 🍦

Şerbeti için:

  • 2 su bardağı süt

  • 1 su bardağı şeker

Hazırlanışı:

Öncelikle şerbeti hazırlayalım. Küçük bir tencereye sütü ve şekeri alalım. Şeker tamamen eriyene kadar ısıtalım. Kaynatmanıza gerek yok, şeker erisin yeterli. Hazırladığımız şerbeti kenara alıp soğumaya bırakalım. 🥛

Ardından uygun bir tencerede tereyağını eritelim. İrmikleri ekleyip tahta kaşığımızı elimize alalım ve ara vermeden, irmiğin o güzel rengi dönene kadar sabırla kavuralım. Rengi değişen irmiğe şerbeti dikkatlice ekleyelim. Ocağın altını kısalım ve güzelce karıştıralım. 🔥

Helvamız şerbetini çekip kıvamını alınca ocaktan alalım. Üzerine bir havlu kağıt yerleştirip tencerenin kapağını kapatalım. Şöyle bir 10 dakika demlenmesi, lezzetini tam oturtması için yeterli olacaktır. ⏳



Servis aşamasında küçük bir kâseye  biraz helva koyalım, ortasına dondurmayı yerleştirip üzerini yine helva ile kapatalım. Tabağa ters çevirip servise hazır hale getirelim. ✨

Küçük Bir Not: Bu tarif yaklaşık 5-6 kişiliktir. Eğer kalabalıksanız malzemeleri ikiyle çarparak ölçüleri artırabilirsiniz! 🔢

Sizin evde de helva yapılması için birilerinin "gel yap" demesi mi bekleniyor, yoksa siz de benim gibi "bahaneye gerek yok" diyenlerden misiniz? Yorumlarda buluşalım! 👇

13 Temmuz 2026 Pazartesi

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...

✨ Günün Hazineleri: Şeyh Edebali ve Bala Hatun Türbesi
Bilecik gezimizin ilk kısımlarını daha önce sizlerle paylaşmıştım. Hatırlarsanız zamanımız oldukça sınırlıydı; bu yüzden küçük bir şehir gezintisi yapabilmiş ve asıl hedefimiz olan Şeyh Edebali Türbesi’ne doğru yola koyulmuştuk. İşte bugün, o eksik kalan ama ruhumu kelimenin tam anlamıyla doyuran o güzel yolculuğun devamını, heybeme doldurduğum hazinelerle anlatmak istiyorum. 🌿


Şeyh Edebali Hazretleri, bizim için bir şehirden fazlası, bir devletin manevi temelidir. O, Osman Gazi'ye "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyerek yüzyıllar sürecek bir medeniyetin anahtarını vermiştir. 🗝️

Türbe alanına gitmek için şehir merkezinden yürümeye başladık. Aslında mesafe olarak 1 kilometre kadar, yani yürüme mesafesinde görünüyor. Ancak inişli çıkışlı, engebeli yapısıyla yaklaşık 20 dakika sürüyor. Benim gibi şekerini dengelemek ve kireçlenmesine şifa arayan biri için harika, tempolu bir 10.000 adım rotası! 👣 Burası "Eski Bilecik" olarak geçiyor; restore edilmiş eski evler ve sarı çiçekli kaktüsler eşliğinde adeta tevekkül ederek yol alıyorsunuz.

👣 Yol Boyunca Bize Eşlik Eden "Öksüz" Minareler


Yürürken en çok dikkatimi çeken şey, çevreye serpiştirilmiş gibi duran, camisi yıkılmış ama kendisi ayakta kalmış o "mazlum" minareler oldu. Tarihte "Beş Minareler" olarak da bilinen bu yapılar, Osmanlı’nın ilk dönemlerinden kalma camilerin sessiz şahitleri. Kurtuluş Savaşı döneminde Bilecik tamamen yakılıp yıkılmış ama bu minareler ne hikmetse ayakta kalmışlar. Şimdi o yeşilliğin ortasında mahzun ve dik bir şekilde geçmişin hikayesini fısıldıyorlar. 🏛️


🛀 Karşılama Noktası: Eski Hamam ve Hediyelik Dükkanları

Türbe alanına vardığımızda bizi girişte kubbeli yapısıyla dikkat çeken eski bir Osmanlı hamamı karşılıyor. Günümüzde bu tarihi yapı, aslına uygun şekilde korunarak harika birer hediyelik eşya dükkanına dönüştürülmüş. 🛍️ Dükkanların hemen ilerisindeki asırlık ağaçların gölgesinde çok şirin, otantik bir çay bahçesi var. Yorgunluğu,  demli çayla atmak gibisi yok! ☕

👑 Osmanlı Padişahları Tarih Şeridi ve Muazzam Gül Bahçesi

Türbeye çıkan yol üzerinde harika bir proje olan "Osmanlı Padişahları Tarih Şeridi" bizi karşılıyor. Osman Gazi'den son padişaha kadar sultanların resimleri, kronolojik olarak anlatılıyor. 📜

 

Hemen yanı başında, yüzlerce rengarenk gülün olduğu bahçede, tam ortada kocaman bir "BİLECİK" yazısı var. O güllerin ve yazının önünde hemen anımızı ölümsüzleştirdik. 📸



🕌 Orhan Gazi Camii’nde İkindi Huzuru



yamacına kurulmuş o muazzam yapıya, Orhan Gazi Camii’ne ulaştık ve ikindi namazımızı burada eda ettik. Kubbesi yok, çatısı kiremit kaplı ve ana minaresi camiden 30 metre uzaktaki bir kayanın üzerinde! 1332 yılında yapılan bu eser, erken dönem Osmanlı mimarisinin en canlı örneği. Namaz sonrası soluklanmak, günün tüm yorgunluğunu üzerimizden aldı. 🙏




✨ Gönüllerin Sultanları: Şeyh Edebali ve Bala Hatun



Namaz sonrasında, hemen biraz yukarısındaki asıl varış noktamıza, Şeyh Edebali ve Bala Hatun türbelerine geçtik. Gönül sultanlarımızın huzurunda dualarımızı ettik. Hemen yanı başındaki dünyalar güzeli kızı Bala Hatun’un türbesinde de kadın sultanlarımızın o vakur duruşunu hissederek dualarımızı gönderdik. ✨

📸 Şehir Terası ve Dönüş

Ziyaret sonrası Bilecik’in sarp coğrafyasını izleyebileceğimiz Şehir Terası’na çıktık. Manzara büyüleyiciydi! 🌆 Dönüşte panoramik asansörü kullanıp başlangıç noktasına döndük. Yol üstünde kış hazırlığı yapan o tatlı teyzelerle karşılaştık; ayaküstü sıcacık bir hasbıhal ettik. Anadolu insanının samimiyetiyle yokuşun yorgunluğu uçup gitti. 👵

Ben böyle maneviyatı bol, asırlık hikayesi olan yerleri çok seviyorum. Bir sonraki yürüyüşümüzde, bambaşka bir hazinede görüşmek üzere, sağlıkla kalın... 👋