بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim...
Ne kadar doğruymuş! Zamanında doktorlar yüksek şeker yüzünden vücudumdaki kasların erimeye başladığını ve mutlaka yürümem gerektiğini söyleseler de dinledim mi? Hayır tabii... Yoğun çalışma temposu, iş koşturmacası derken kendimi erteleyip durdum. Gerçi bir ara sıkı bir şeker ve gluten diyeti yaparak hem diyabetimi hem de tiroit sorunumu güzelce bir düzene sokmuştum.
Ancak emekli olduktan sonra evden çıkmamam, çıksam bile gideceğim yere hemen kapının önündeki arabaya binip hiç yürümemem dengeleri yine bozdu. Yoğun ve aktif bir iş hayatından sonra sürekli evde olmak başlarda hoşuma gitse de farkına varmadan bana hiç iyi gelmemişti.
İşte her şey o an yeniden uyandığım kuralı hatırlamamla değişti! Son iki ayda farklı yürüyüş rotaları keşfederek kan şekerimi bir miktar düşürmeyi başardım. Sıra eriyen kaslarımı yavaş yavaş toparlamaya gelmişti. Ancak ayağım ağrıdığı için üzerine fazla yük bindirmeden tüm vücudumu hareket ettirecek bir şey bulmalıydım. Ve aklıma daha önce Şevval ile konuştuğumuz o fikir geldi: Bisiklete binmek! 🚲✨
Neredeyse 30 küsür yıldır bisiklete binmiyordum! Şevval’in yanına giderken içimde büyük bir korku vardı: "Ya binemezsem, geri dönerim?" diye düşündüm.
Bahçede denemek için selenin üzerine çıktığımda pek beceremedim. Hani "Bisiklete binmeyi bir öğrenen bir daha asla unutmaz" derler ya; işte bende o kaide hiç işlemedi! 😅 Şevval "Binersin teyze!" diye arkamdan moral verip destek oluyordu ama durumum pek iç açıcı değildi.
Yine de pes etmedim. Sahilde sürmek üzere metroya doğru yola çıktık. Bisikleti biraz elimde, biraz da binmeye çalışarak metroya kadar ulaştık.
Bostancı sahiline varıp da bisiklet yoluna çıkınca işler biraz değişti. Bir tarafta masmavi deniz, yüzüme çarpan o ılık esinti... His harikaydı! Ama bir sorun vardı: Bisiklete binenler, kaykayla kayanlar, minik bebekli aileler... Bisiklet yolu inanılmaz aktifti. Şevval önden gidiyor, bense "Düşeceğim, birine çarpacağım ya da bir sakatlık çıkaracağım" diye tedirginlikten ecel terleri döküyordum.
Şevval halimi görünce sağ olsun hemen duruma el attı ve beni İdealtepe tarafındaki sahile paralel, çok daha tenha etrafı ağpaçlarla çevrili bir bisiklet yoluna götürdü. 🛣️🍃 İşte aradığım huzuru orada buldum!
Yaklaşık 30 dakika boyunca tedirginliğimi üstümden atıp rüzgarın tadını çıkararak pedal çevirdik. Ardından deniz kenarında güzel bir çay molası verip dinlendik. Toplamda 45 dakika kadar pedal sallamıştık bile! ☕✨
İşin en tatlı kısmı ise ruhen yaşadığım o hafifleme oldu... Her pedalda stresin geride kaldığını, zihnimdeki yüklerin teker teker uçup gittiğini görmek paha biçilemez. 💖
Bu güzel deneyimi Şevval ile ilk fırsatta tekrar bisikletle yola çıkmak için şimdiden sözleştik bile! 👩👧👦
Kaç yaşınızda olursanız olun, araya ne kadar uzun yıllar girmiş veya ne kadar hareketsiz kalmış olursanız olun; o saç ayağını yeniden kurmak için bir adım atın.
Önce yürüyün, sonra bir bisikletin selesine kurulup rüzgarı arkanıza alın. 🍃 Göreceksiniz, pedal çevirdikçe sadece yol katetmeyecek, sağlığınızı ve ruhunuzu da tazeleyeceksiniz! 🚴♀️✨


