Bumerang - Yazarkafe

28 Haziran 2026 Pazar

Dışı Çıtır, İçi Nefis: Anılarla Dolu, Tam Ölçülü Şef Usulü İçli Köfte Tarifi

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...


Bugün size mutfakta usta bir şef gibi hissettirecek, çatlamayan, dağılmayan ve lezzeti garanti bir içli köfte tarifiyle geldim! Ama bu tarif sadece bir reçete değil; içinde dostluk, dayanışma, tatlı hamilelik anıları ve bolca deneme yanılma barındıran çok özel bir başarı hikayesi. Deneye deneye, malzemelerin mutfaktaki dilini çözerek ulaştığım bu altın formül, iftar sofralarından bayram ikramlarına kadar her zaman baş tacınız olacak. Üstelik kolunuzu hiç yormayacak harika pratik yöntemler ve mutfak sırlarıyla birlikte!

📌 Bir İçli Köfte Serüveni: İftardan Bayrama...                          

Her şey bu Ramazan ayında sevgili Beyzacık bizi iftara çağırdığında başladı. "Kuzum, her şeyi ben yapacağım" dedi ama ben de öyle eli boş gitmek istemedim; hem de masaya yakışacak, ikramı özel bir şeyler olsun istedim. Beyza’ya da sürpriz olsun diye "Halam, bir şeyler yapacağım; güzel olursa getiririm, olmazsa getirmem" dedim.

Bilgisayarı açıp videoları izlerken, iç harcını dondurarak yapmanın büyük kolaylık olduğunu duydum ve hemen içini hazırlayıp buzluğa attım. Sıra dış harcına geldiğinde ise bir engelimiz vardı; kolumdaki yırtık yüzünden o sert hamuru yoğurmam imkansızdı. Sağ olsun Semra abla imdadıma yetişti ve dışını güzelce yoğurdu. İlk köfteleri biraz çekinerek yapsam da iftarda herkes bayıldı! Hatta Beyza'nın eşi, "Hala, bizim sürekli gittiğimiz ünlü bir içli köfteci var, aynen onunki gibi olmuş!" deyince dünyalar benim oldu.

Bu güzel yorumlar beni öyle bir heveslendirdi ki, Ramazan Bayramı için de ikramlık olarak içli köfte yapmaya karar verdim. Ancak bu kez sayı çok fazlaydı ve her seferinde Semra ablayı rahatsız etmek olmazdı. İşte mutfak teknolojisini laboratuvar gibi seferber etme sürecim de böylece başlamış oldu!

🛒 Malzemeler

Dış Harcı İçin (Tam 17 Adet Çıkıyor):

  • 2 su bardağı köftelik ince bulgur
  • 1 su bardağı irmik
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı biber salçası (renk ve harika bir lezzet için)
  • İsteğe bağlı olarak damak zevkinize göre kimyon, karabiber, tuz (hiç koymaya da bilirsiniz)

İç Harcı İçin:

  • 1 kilo kıyma
  • 1 kilo kuru soğan (incecik doğranmış)
  • Bol ceviz içi (iri kıyılmış)
  • İnce kıyılmış maydanoz
  • Etinizin yağ durumuna göre tereyağı veya sıvı yağ
  • Damak zevkinize göre karabiber, pul biber, tuz

👩‍🍳 Adım Adım Hazırlanışı

1. Adım: Muazzam Kolaylık Sağlayan İç Harcın Hazırlanması

Kıymayı ve incecik doğranmış soğanları tereyağı ile güzelce kavurun. Baharatlarını, bol cevizi ve maydanozu ekleyip harcı soğumaya bırakın.Harcınız oda sıcaklığına gelince, mutfak terazisinde 30 ar gramlık parçalar halinde porsiyonlayın, yuvarlayıp şekil verin mümkünse düzgün ve pürüzsüz olsun ve buzluğa atarak dondurun. Ben bu iç harcı çokça yapıp buzluğa hazır koyuyorum. Donuk harç sayesinde köfteleri kapatırken asla yağ sızmıyor ve şekil vermek çocuk oyuncağı haline geliyor.

2. Adım: Kol Yorulmasına Son! Pratik Dış Hamur Yöntemleri 



Bulgur ve irmiği kapaklı bir kaba alıp üzerini hafifçe geçecek kadar sıcak suyla ıslatın ve şişmeye bırakın. Şiştikten sonra içine yumurta, un, biber salçası ve baharatları ekleyin.





Şefin Teknolojik Deneyimleri: Bayram için sayıyı büyütüp kıyma makinesinde yoğurmayı denedim ama hem çok gürültülü hem çok yorucu oldu, çıkan bulaşık da cabasıydı! Bir ara Ayşe'nin akıllı makinesi Thermomix'te denedim, 5 dakikada hazır oldu ve güzeldi. Birkaç kez elimle de zorladım ama sonunda aradığım o muazzam "Evreka!" yöntemini buldum: Blender (Mutfak Robotu)! Dış harcı azar azar robota atıp çektim; hem kolum hiç yorulmadı hem de tam istediğim o pürüzsüz, dağılmayan çiğ köfte kıvamını yakaladım. Kesinlikle favori yöntemim dostlar!

3. Adım: Birleştirme ve Şekil Verme

Dış harçtan mandalina büyüklüğünde bezeler alın. Yanınıza mutlaka bir kase ılık su koyun. Elinizi hafifçe ıslatarak bezenin ortasını parmağınızla açın ve duvarlarını incecik olana kadar döndürerek büyütün. Buzluktan çıkardığınız donuk 30 gramlık iç harcı, hiç bekletmeden bu hamurun ortasına yerleştirip uçlarını pürüzsüzce kapatın. 

4. Adım: Pişirme Aşaması

Hazırladığınız köfteleri bol ve kızgın yağda, dışı altın sarısı olana kadar kızartın. İlk 1-2 dakika köftelere hiç dokunmazsanız dağılmasını tamamen önlemiş olursunuz.



💡 Malzemelerin Anatomisi: Bir Hamilelik Aş Erme Nostaljisi ve Malzeme Deneyimleri

Benim için içli köftenin yeri çok ayrıdır. Canım oğlum Yusuf’a hamileyken bu lezzete öyle bir aş ermiştim ki... Allah razı olsun, o dönem çok güzel içli köfte yapan Hülya abla bana bolca hazırlayıp dolaba koymuştu. Her sabah kalkıp kendime içli köfte kızartıyordum; o lezzeti hiç unutamam!

Bayram hazırlığı yaparken onun tarifini istedim ve harca "seferkitel" (kitel bulguru) koyduğunu söyledi. Bayramda Hülya ablanın yöntemiyle yaptım, gerçekten çok güzel oldu. Ancak bir şeyi fark ettim: Seferkitel ile yapılan köfte hemen kızartıp sıcak sıcak yendiğinde şahane olsa da durdukça sertleşiyor, tabiri caizse kayış gibi oluyor.

Durur myuım? Bir gün de Instagram'da gördüğüm patatesli dış harcı denedim. İçine küçük bir patates ekleyince hamur harika şekil aldı ve ilk çıktığında çıtır çıtır oldu. Hemen Yusuf bir tane tattı ve "Anne çok güzel!" dedi. Ama ben hepsini kızartıp sofraya oturana kadar o çıtırlıktan eser kalmadı, yumuşacık oldu.

Netice olarak; Seferkitel sert bırakıyor, patates ise fazla yumuşatıyor. Yaptığım tüm denemeler sonucunda gördüm ki en memnun kaldığım, en dengeli ve çıtırlığını en iyi koruyan formül kesinlikle bu tarifteki gibi köftelik ince bulgur ve irmik ikilisidir! Yeni bir sır keşfedene kadar benim altın standardım budur.

Şimdiden deneyecek olan herkese afiyet, şifa olsun!

Buradan da açık çağrım olsun: İçli köfte yapmak isteyenler, siz kıyma harcını dondurun hazır edin; geriye kalan o dışını hazırlayıp içli köfteleri döktürmesi benden! Yorumlarınızı ve kendi mutfak maceralarınızı benimle paylaşmayı unutmayın! ❤️

25 Haziran 2026 Perşembe

GÜNÜN HAZİNELERİ





 
Dile kolay, emekli olalı tam üç yıl olmuş. Zaman ne çabuk geçiyor... Emekliliğin ilk zamanlarında o kadar evde kalmaya, kabuğuma çekilmeye alışmıştım ki, adeta evden çıkmaz olmuştum. Bir yere gidecek olsam da hemen arabayı çalıştırır, tabiri caizse iki adımlık yola bile araçla giderdim.
Tabii bu hareketsizlik, üstüne bir de geçirdiğim metabolik cerrahi ameliyatının getirdiği süreç eklenince vücudumu iyice hassaslaştırdı. Sürekli eksilen vitaminler, mineraller, peşinden gelen takviye ilaçlar ve hayatıma aniden giren gluten hassasiyeti derken, bir de başıma bu sürecin en büyük zorluklarından biri olan şeker hastalığı çıktı. Gün içinde o dalgalanan, insanı halsiz bırakan şekerimi dengede tutabilmek için hareket etmek, düzenli yürümek artık benim için bir lüks değil, resmen hayati bir zorunluluk haline gelmişti. Tüm bu kısıtlamalara bir de ayağımda başlayan o can sıkıcı ağrı ve doktorun “kireçlenme başlamış” teşhisi eklenince bardağı taşıran son damla oldu. Kireçlenmeyi ve şeker dengesizliğini duyunca kendi kendime, "E tabii, olacağı buydu..." dedim. Ama pes etmek yoktu. Madem bedenim hareket istiyordu, madem o şeker ancak yürüyerek hizaya gelecekti; ben de o hareketi ona verecektim.
Ve o gün radikal bir karar aldım: Her gün 10.000 adım atılacak!
Şimdi her sabah erkenden kalkıp evdeki işlerimi bitiriyorum. İkindi namazına doğru kendimi sokağa, yollara atıyorum. Artık o gün kısmetimde neresi varsa... Bazen bir otobüse atlıyorum, bazen metroya binip Üsküdar’a geçiyorum. Canım bir deniz havası çekiyor; hop Sirkeci’deyim, Beşiktaş’tayım... Yollarda bazen bana eşlik eden, adımlarıma neşe katan yoldaşlarım, can dostlarım da oluyor.
İstanbul’da yaşıyoruz ama ne yazık ki koşturmacadan bu şehrin hiçbir yerini tam anlamıyla bilmiyoruz. Şimdi bu yürüyüşler sayesinde, sürekli gittiğim o tanıdık yolları adeta yeniden keşfediyorum. Kafamı bir kaldırıyorum, "Aaa, burada bu da mı varmış?" diye şaşırıyorum. Bazen de sırf o manevi havayı solumak, huzur bulmak için seçiyorum rotamı. Tam ezan vakti nerede bittiyse adımlarım, kendimi o tarihi camilerden birinin kubbesi altında saf tutarken buluyorum.

 

Instagram’da bu yürüyüşlerde karşıma çıkan güzellikleri, saklı kalmış mekanları "Günün Hazineleri" ya da "Günün Güzellikleri" diye paylaşıyordum. Sonra düşündüm; hem sağlığıma şifa olan bu yolculuğu hem de İstanbul'un bana sunduğu o muazzam hazineleri neden bloğumda, sizlerin huzurunda da bir yazı dizisine dönüştürmeyeyim?
İşte bu yazı dizisi, hem bedenimi canlandırma hem de ruhumu bu kadim şehrin güzellikleriyle doyurma hikayemdir. Heybemi dolduran ilk hazineyle, hem de öyle mübarek bir günde başlayalım ki adımlarımız bereketlensin...





 

İlk Durak: 10 Muharrem Aşure Gününde Sümbül Efendi Dergâhı
Yine kendime şifa ve huzur dolu bir rota arayışındaydım. Aslında Instagram’da Muharrem ayına özel düzenlenen organizasyonlardan birine gitmeye niyetlenmiştim. Sağ olsun Nuray Abla, Koca Mustafa Paşa’daki Sümbül Efendi Camii’nde düzenlenen programlardan bahsedince, rotamızı aniden ve beraberce buraya çevirdik.

 

Yolculuğumuz da en az varış noktamız kadar güzeldi. Mis gibi bir boğaz havası alarak geçtik karşıya...

Sümbül Efendi’ye ulaştığımızda bizi asırlık ağaçların altında, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar huzur verici bir atmosfer karşıladı. Meğer bugünkü organizasyonu Cerrahi Dergâhı düzenlemiş. Biz de o koca ağaçların gölgesinde, avluya serilen hasırlar üzerinde namazlarımızı kıldık. Ardından yükselen dualar, ilahiler ve zikirlerle adeta ruhumuzun tazelendiğini hissettim.
Oradaki hanım kardeşlerimiz o kadar güler yüzlü, o kadar içtendi ki... Aralarındaki muhabbet ve kalplerindeki güzellik dalga dalga tüm ortama yayılmıştı. Zaten ne zamandır Cerrahi Dergâhı’na gitmeyi çok istiyordum; Allah işte, siz yeter ki samimiyetle niyet edin, O sebepleri bir şekilde halk ediyor. Yanlarından ayrılırken dayanamayıp toplantılarının nerede ve hangi günler olduğunu sordum, sağ olsunlar hemen söylediler. İnşallah orada da en kısa zamanda görüşmek nasip olur.
Hazır yolumuz bu mübarek günde Sümbül Efendi’ye düşmüşken, bu güzel bahçenin sakladığı o iki büyük hazinenin hikayesini de heybemize eklemeden geçmeyelim:


🌸 Bahçedeki Saklı Hazineler: Çifte Sultanlar (Hz. Hüseyin'in Kızları)


 

Sümbül Efendi’nin bahçesinde, hemen o asırlık çınarın yanı başında öyle bir kabir var ki, sinesinde Kerbela’nın o derin sızısını taşır. Burada, Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin Efendimizin iki mübarek kızı, yani seyyidelerimiz Hz. Fatıma ve Hz. Sakine medfundur. Kerbela faciasından sonra esir düşerek Bizans’a gönderilen ve burada vefat eden bu iki hanım sultan, İstanbul’un fethinden sonra Sümbül Efendi tarafından manevi bir keşifle bulunmuş ve buraya defnedilmiştir. Halk arasında "Çifte Sultanlar" olarak bilinen bu kabir, İstanbul’un en büyük manevi muhafızlarındandır.
🌿 Dergâha Adını Veren Veli: Sümbül Efendi Hazretleri
Asıl adı Yusuf Sinan olan Sümbül Efendi ise Halveti tarikatının en büyük velilerinden biridir. Ona "Sümbül" lakabının verilmesinin hikayesi ise pek zariftir: Hocası Mehmed Cemaleddin Efendi, dervişlerinden kendisi için birer çiçek getirmelerini ister. Herkes en güzel, en canlı çiçeklerle dönerken, Yusuf Sinan elinde boynu bükük, solmuş bir sümbülle gelir. Hocası sebebini sorduğunda; "Hangi çiçeğe el uzattıysam hepsi Allah'ı zikrediyordu, onları dalından koparmaya kıyamadım. Bu sümbül ise zikrini bitirmek üzereydi, ancak onu getirebildim" der. Bu derin hassasiyet üzerine hocası ona "Sümbül" lakabını verir.
İşte bu iki güzel hazinenin huzurunda                                                                            


Dualarımızı ettik, ruhumuzu o güzel zikirlerle doyurduk ve içimizde derin bir huzurla yeniden evimizin yolunu tuttuk. Hem bedenime 10.000 adımın şifası değdi bugün, hem şekerim o tatlı huzurla dengelendi, hem de ruhuma Aşure gününün bereketi üflendi...
Bir sonraki yürüyüşte, bambaşka bir hazinede buluşmak üzere, sağlıkla kalın...
Yeni Bir Başlangıç: Adım Adım İstanbul ve Günün Hazineleri

8 Aralık 2025 Pazartesi

🍫🍰 GLUTENSİZ, ŞEKERSİZ MİNİ ÇİKOLATALI KREP PASTA

 

🌟 Yaklaşık üç senedir süregelen glutensiz ve sıfır şekerli beslenme yolculuğum, ilk zamanlardaki zorluğunu atlattıktan sonra şimdilerde çok daha keyifli ilerliyor. Elbette, ilk günler gibi katı değilim; arada kendime ödül günleri de yapıyorum. Ancak bu ödülleri bile perhizimi bozmayacak şekilde, kendi kurallarıma uygun tatlılar yaratarak değerlendirmeyi seviyorum.

✨ Bugün sizlerle daha önce yaptığım, benim gibi kontrollü beslenenler için harika bir alternatifi paylaşacağım: Glutensiz, Şekersiz Mini Çikolatalı Krep Pasta!

🥞 Ekmeğimin olmadığı zamanlarda glutensiz undan hazırladığım krepleri değerlendirdim. İçine basit bir muhallebi, biraz fındık fıstık... İşte size pratik ve vicdan azabı duymadan yiyebileceğiniz bir pasta!

⚖️ Kabul edelim, o kremalı, pandispanyalı pufuduk pastalar gibi değil belki ama bu da kendine has güzellikte ve lezzette bir alternatif oldu. En azından her lokmasında ne yediğinizi biliyorsunuz!

🛒 MALZEMELER

🥞 Krep İçin:

  • Yumurta

  • Süt

  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ

  • Glutensiz un

🥛 Kreması İçin:

  • 3 yemek kaşığı glutensiz un

  • 1 yemek kaşığı nişasta

  • 1 tatlı kaşığı tereyağı

  • 80 gr şekersiz çikolata

  • Birkaç damla tatlandırıcı (damak zevkinize göre ayarlayın)

  • 500 ml süt

  • 1 yemek kaşığı kakao

  • 1 yumurta sarısı

  • Vanilya

🥜 İçi ve Süsleme İçin:

  • Fındık, fıstık (evde ne varsa kullanabilirsiniz)

👨‍🍳 YAPILIŞI

1️⃣ Kremayı Hazırlayın:

  • Sütün içerisine çikolata ve tatlandırıcı hariç tüm krema malzemelerini ekleyin.

  • MUHALLEBİ KIVAMINA GELENE KADAR pişirin.

  • 🔥 İlk sıcaklığı çıktıktan sonra tereyağını, şekersiz çikolatayı ve tatlandırıcıyı ekleyin.

  • 🥣 Mikserle güzelce çırpın (bızlatın!) ve bir kenarda SOĞUMAYA bırakın.

2️⃣ Krepleri Pişirin:





  • Krep malzemeleriyle normal bir krep hamuru hazırlayın ve tavada ince ince pişirin.

  • 📏 Pastanın katları için aynı boyutta olması amacıyla ben küçük bir tencere kapağı kullanarak pişirdiğim krepleri kestim.




3️⃣ Pastayı Birleştirin:

  • 🍽️ Bir servis tabağının içine streç film serin.

  • Üzerine ilk krebi koyun.

  • Sırasıyla KREP, KREMA ve FINDIK/FISTIK ekleyerek istediğiniz kat sayısına ulaşana kadar devam edin.

  • 🔝 En son krep katının üzerine kalan kremayı yayın ve tüm pastanın üzerini kaplayın.

  • 🌰 Üzerini bol fındık, fıstık veya dilediğiniz başka bir kuruyemişle süsleyin.

  • ⏳ Dilimlemeden önce pastayı BUZDOLABINDA DİNLENDİRMENİZ çok önemlidir!

😋 AFİYET OLSUN! Bu hafif ve lezzetli pasta, perhizinizi bozmadan tatlı krizlerinizi gidermenize yardımcı olacak.


3 Aralık 2025 Çarşamba

🕌 Hüdayi Hazretleri'nde Zikir Meclisi: Üsküdar'da Sabah Namaz


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...



Üsküdar’ın incisi, kalbimin dostu, sırdaşım Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri. Benim için burası, başım ne zaman sıkışsa, ne zaman bir sevinci paylaşmak istesem kapısını çaldığım mübarek bir dost kapısıdır. Şehirdışından gelen misafirlerimi bile ilk getirdiğim, uğrak yerimdir.

Son zamanlarda, Allah'a şükür, zikir meclisleri çoğaldı. Daha önce Yahya Efendi Hazretleri'nin Perşembe akşamı zikrine gitmiştim. Ne zamandır da Pazar günleri yapılan Hüdayi Hazretleri'nin zikrine katılmak istiyordum.

Yeğenim Şevval, “Teyze, birlikte gidelim,” dedi ve saatlerimizi kurup sözleştik. Arabayı otoparka bırakıp camiye doğru yollandığımızda, Pazar günü o saatte bile inanılmaz bir hareketlilik vardı. Sağımızda, solumuzda bizimle aynı heyecanı taşıyan insanlar...

Caminin giriş kapısı hareketliydi. Görevli, “Çıkmayın, camide yer kalmadı!” dese de, ben "Saflar yerleşince bir yerlere sığarız," diye düşünerek dinlemedim.

Girişte o kalabalığı görünce Şevval'e dedim ki: “İnşallah birlikte Kâbe’ye gitmek, Efendimizi de böyle ziyaret etmek nasip olur.”

İçeriye, hatta kadınlar bölümüne kadar girdik. Merdivenler bile doluydu. Oradaki bir hanımefendi bize yer olmadığını söyledi ve ekledi: "Ben iki saat önce geldim, ancak merdivenin yanında yer bulabildim. Birkaç kez ayağa kalkıp safları düzelttik, sıkışmak mümkün değil." Dışarıdaki hanımlar da çocuklarının sürekli geldiğini, bazen böyle kalabalık olduğunu ve başka camilere yöneldiklerini söylediler.

Mehmet Akif'e sormuşlar: "Bu ülke ne zaman gelişir?" O da, "Cuma namazına gelen cemaat, sabah namazına geldiği zaman," demiş. İşte mübareğin söylediği bu söz, bu kış ayında gördüğümüz bu yoğun cemaatle birleşince, geleceğe dair umutlarımı artırdı.

Bunun üzerine Şevval’imle birlikte camiden çıktık. Bizim gibi yer bulamayan başka hanımlar da vardı. Hemen bir alt paralel sokaktaki Gülfem Hatun Camii'ne yöneldik ve namazımızı orada kıldık. Ne güzel tevafuk! Bir saf kadın olduk. Üsküdar’da çeşitli camilerde namaz kılmıştım ama ilk defa burada kılmak nasip oldu.

Namazımızı kılıp aceleyle zikre yetişmek için bir üst sokaktaki Hüdayi Hazretleri'ne tekrar yöneldik. Çıkan çok insan vardı, "Yer buluruz" ümidiyle yeni yapılan bölümdeki kadınlar tarafına ilerledik. Ne yazık ki orası da hala doluydu.

Sonunda, içerideki hanımlardan rica ettik ve hemen girişe, ufacık bir yere ilişebildik.

O an anladım: Zikir kalbe ilaçmış, gerçekten öyleydi. O manevi coşkuya bir nebze de olsa dahil olmak, tüm o yorgunluğu ve kalabalık telaşını unutturdu.





"Ya Rabbi! Kıyamete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemizi ziyaret edenler, denizlerde boğulmasınlar, ahir ömürlerinde fakirlik görmesinler, imanlarını kurtarmadıkça gitmesinler, bizden olsunlar."

 İnşallah gelemeyenler de ilk fırsatta gelir ve Hüdayi hazretlerinin bu duasına  nail olur. Bizim gibi gelenlere de tekrar tekrar gelmek nasip olur... 



27 Kasım 2025 Perşembe

🥬 Şifa Kaynağı: Sadece İki Malzemeli Probiyotik Sauerkraut (Alman Lahana Turşusu) Tarifi

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...



Malum, kış aylarının ve lahananın tam zamanı! Geçen gün marketten kucak dolusu, poşetlere sığmayan kocaman bir lahana aldım. Dış yapraklarıyla hazırladığım mis gibi kuzu-dana kıymalı lahana dolması (ki bu tarifi de bir ara sizlerle paylaşacağım inşallah, ailece çok severiz!) bir yana, geriye kalan o güzelim iç kısımları ne yapmalı diye düşündüm.

Aklıma uzun zaman önce yaptığım, tam bir şifa deposu olan o meşhur Probiyotik Lahana Turşusu (Sauerkraut) geldi! Üstelik bu tarif o kadar basit ki, sadece iki malzemeyle evde kendi probiyotik turşunuzu kolayca yapabilirsiniz.

Benim yaptığım turşudan iki litrelik şişe çıktı ve hazır elim değmişken, bu pratik ve faydalı tarifi sizlerle de paylaşmak istedim.


Sauerkraut Nedir ve Bizim Turşumuzdan Farkı Ne?

Sauerkraut, Almanca'da "ekşi lahana" demektir. Alman ve Avusturya mutfağının vazgeçilmezlerinden olan bu lezzet, garnitür veya salata gibi tüketilen bir tür turşudur.

"Bizim yaptığımız sirkeli limonlu turşudan farkı ne?" derseniz, cevabı basitçe faydası ve fermantasyonunda gizli:

  • Doğal Fermantasyon: Bu turşu, sirke gibi hızlandırıcılar olmadan, kendi kendine fermente olur. Fermantasyon süresinde sirke gibi hızlandırıcı olmadığı için, lahana faydalı bakterilerle doğal bir şekilde fermente olur.

  • Şifa Kaynağı: Fermantasyon süresinde ortaya çıkan yüksek laktik asit, bağırsaklar için inanılmaz derecede faydalıdır. İçerdiği probiyotikler sayesinde, bağırsaklarımız için doğal bir destekleyici haline dönüşür.

"Hayat bağırsakta başlar, bağırsakta biter" mottosunun doğruluğundan yola çıkarak, hem kefir kadar faydalı hem de lezzetli bu turşuyu deneyip, yemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz!


Malzemeler

  • Lahana (Miktar size kalmış)

  • İri Salamura Tuz (Kaya tuzu)

💡 Püf Noktası: Her 1 kilo lahana için yaklaşık 1 yemek kaşığı iri tuz kullanmak ideal orandır.


👩‍🍳 Yapılışı: Adım Adım Fermente Lahana Turşusu

  1. Hazırlık: Lahanaları küçük parçalar halinde kesiyoruz.



  2. Tuzlama ve Karıştırma: Kestiğimiz lahanaları geniş bir kaba alıyoruz. Her bir kilo lahana için 1 yemek kaşığı tuzu ekleyip karıştırıyoruz.

  3. Sulanma Süreci: Karışımın sulanmasını bekliyoruz. Lahanalar sulanınca (kendi suyu çıkınca), kavanozlara sıkıştırarak dolduruyoruz.

  4. Kavanozlama: Lahanaları kavanozlara doldurduktan sonra, en üstüne biriken suyu döküyoruz. Lahanaların tamamının su altında kalması gerekiyor.

  5. Fermantasyon: Turşuyu birkaç gün ağzı açık vaziyette, kapağını kapatmadan bekletiyoruz. Bu süreçte kendiliğinden doğal bir şekilde ekşiyor ve fermente oluyor. Fermantasyon süresi 10 günü bulabilir, bu süreyi tamamen damak zevkinize göre ayarlayarak turşunuzun tadına karar verebilirsiniz.



 

⚠️ En Önemli Püf Noktası: Dışarıda fermante olmasını beklerken altına bir kap koymanızı şiddetle tavsiye ederim, çünkü taşıyor!

  1. Saklama ve Tüketim: Birkaç gün bekledikten sonra, turşunun kapağını sıkıca kapatıp buzdolabında muhafaza ediyoruz. 4-6 ay kadar tüketebilirsiniz.









🥗 Sauerkraut Nasıl Tüketilir?

Sauerkraut hazır! İster sade olarak tüketin, isterseniz de salatalarla birleştirin:

  • Salatalarda: Bu turşuyu ister sade ister salatalarda tüketebilirsiniz. Tek başına zeytinyağı ile kendi de salata gibi olur.

  • Garnitür: Et ve tavuk yemeklerinin yanında garnitür olarak servis edebilirsiniz. Dilediğiniz şarküteri ürünleri ile de harika gidecektir.

Afiyet ve şifa olsun! Deneyenler yorumlarda benimle paylaşmayı unutmasın!

9 Kasım 2025 Pazar

KADIKÖY TARİHİ SALI PAZARI VE EL DOKUMASI KİLİMLER 🧶


Ne çok severim pazarları! 🤩 AVM'leri gezmektense bir pazarda kaybolmayı tercih ederim. Ne yazık ki artık ne vaktim var ⏳ ne de eskisi kadar sık gezebiliyorum. Ama bazen öyle bir fırsat doğar ki, kendimi bir anda pazarın kalabalığında bulurum. ✨
Geçtiğimiz günlerde Göztepe'ye doktora gittiğim bir gün, Tarihi Salı Pazarı'nın çok yakın olduğunu fark ettim. Hem de otoparkının olması büyük bir avantajdı. 🅿️ 


Yusuf'a taze balık alayım dedim; balıklar hem taptazeydi 🐟 hem de sağ olsunlar hemen ayıklıyorlardı. Fazla oyalanmadan, salatalık 🥒 ve birkaç temel ihtiyacımı da bir çırpıda hallettim.


Pazarın bir kısmında, sebzelerin hemen yanında, eski eşyaların satıldığı bir bit pazarı da var. 🛍️ En köşedeki tezgâhta alışveriş yaparken, gözüme iki el dokuması kilim takıldı. 😲 Yaklaşık 30 cm boyutlarında, yün iplikten yapılmış, belki de yarım asırlık, hiç kullanılmamışlardı. Duvara asılabileceklerini düşünerek çok beğendim. 😍 O sırada satıcı, "Bir tane daha var abla, üçüncüyü de al" deyince, hiç hesapta yokken üç küçük kilimim oldu. 🎁




Eve gelince, "Duvara asmak olmaz, ben bunlardan ne yapabilirim?" 🤔 diye düşünmeye başladım. 




Aklıma pek çok farklı fikir geldi. 💡 Belki ilerleyen günlerde bu geri dönüşüm projelerini sizinle paylaşırım, belki de bir gün evimde bir şark köşesi yapıp bu güzellikleri duvarıma asarım. 🕌 Zaman ne getirecek, Mevlam bilir... 🙏

🧶CEPKEN YELEK (ATA YELEĞİ)YAPILIŞI 🧶

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...






Bu model, ablamın en sık ördüğü model. Ben pek şişle örgü yapmam, genelde tığ işi severim ama bu şık modeli sizlerle paylaşmak istedim. Ablamın da yardımıyla yapılışını ve püf noktalarıyla örneği paylaşıyorum.
Özellikle örgüye yeni başlayanlar için uygun bir modeldir. Basit artırma ve düz örgü teknikleriyle yapılır. Ölçüleri, aşağıda eklediğim görseldeki şemada detaylı şekilde gösterilmiştir.

🪡 GEREKLİ MALZEMELER

  • Orta kalınlıkta 2 renk ip (İnce olmasın).

  • Uygun numarada şiş (3,5 – 3 mm arası önerilir).

  • Makas, iğne, Düğme.


🧵 YAPILIŞI

Yelek yapımına Arka Kısımdan başlanır ve ardından karma bir teknikle Ön Parçalar oluşturulur.


1. Arka Parça

  • 78 ilmek haroşa örgü ile başlayın.

  • Toplam 52 sıra örün.

  • Kol Kesimi: Sıranın hem sağından hem de solundan beşer ilmek (5 ilmek) kol oyuntusu için kesin.

  • Kol kesiminden sonra 28 sıra daha düz şekilde örün. (Bu noktada şişte 66 ilmek kalmış olmalıdır).





2. Ön Parçaya Geçiş (Alışılmadık Teknik)

Bu aşamada, arka parçanın kalan 66 ilmeği kullanılarak ön parçaların örülüşüne geçiş yapılıyor.

  • Kalan 66 ilmeği üçe bölün ve birinci 22 ilmek ile devam edin.

  • Bu 22 ilmeği 19 sıra örün.

  • Yaka Oluşturma: Örgüye devam ederken yaka kısmı için birer ilmek arttırın.

  • 28. sırada 5 ilmek arttırın (kol oyuntusu için).

  • Toplam 52 sıra örün. Bu aşamada şişte 38 ilmeğe ulaşmış olmalısınız.

  • Üçgen Oluşturma (Sivri Uç): Bu 38 ilmekten sonra, her iki yandan birer tane keserek üçgen bir form (V ucu) oluşturun.

  • Şişte 3 ilmek kalınca kalan ilmekleri kesin. Böylece ilk ön tarafı tamamlamış olursunuz.

  • Sol Ön Parça: Diğer ön parçayı da aynı adımları takip ederek örün. Bu arada, sol ön tarafa istediğiniz şekilde ve sayıda ilik açmayı unutmayın.

3. Birleştirme ve Detaylar

  • Birleştirme: Tüm parçalar tamamlandıktan sonra dikişle birleştirilir.

  • Renk Değişimi: Yelek iki renk (Lacivert ve Gri) örülmüştür.


  • Cep Efekti: Ön kısmına cep efekti vermek için: 18 ilmek üzerinden 4 sıra örülüp üstüne monte edilir.


  • Kemer Detayı: Kemer kısmına da: 30 ilmek üzerinden 4 sıra örülüp monte edilir.

  • Süsleme: Düğmelerle süsleme yapılır.


📐 YELEK ÖRÜLÜŞ ŞEMASI (GÖRSEL)




Ölçüler ve sıra sayıları el örgüsüne göre değişiklik gösterebilir.








💡 İPUCU

İpucu: Çocuğunuzun yaşına göre şablona uyarak sayıları kendinize göre ayarlayabilirsiniz.

🧶 El emeği, göz nuru… Her ilmeğinde sevgi olsun. 💜



2 Kasım 2025 Pazar

🍴 Hardallı Patates Salatası Tarifi 🍴

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...




Korona günlerinde o evde hapis olduğumuz zamanlarda, ayda birkaç kez altın günü konsepti yapardık... Kısırlar, kekler, börekler... Kısır yaptığımızda patates salatası yapmazdık ama Emre “olmaz gün dediğinde her ikisi de olur” derdi. Ne çabuk ve zor geçti o günler… Şükür geçti ama ben 3 senedir sıkı bir şekilde glüten ve şeker diyeti yapınca günler askıya alındı. Geçtiğimiz günlerde tekrar yapalım dedim; bizimkileri aradım. “Gün yapalım ama benim yiyebildiğim şeylerden olsun,” deyince Şevval de patates salatası yapmış getirmiş. 
Tabii bizim yaptığımız gibi değil, farklı bir tarifti. Çok beğendim ve tarifini istedim. O da kendince birkaç ekleme yaptığını söyledi. 

 Ben Şevval’in tarifini veriyorum, siz de kendi damak zevkinize göre uyarlayabilirsiniz. Afiyet ve sağlıkla kalın. 🌿



🥔 Malzemeler:

  • 1 kilo orta boy patates
  • 7 tepeleme yemek kaşığı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı mayonez
  • 3 tepeleme yemek kaşığı ballı hardal
  • 10 adet kornişon turşu
  • 1 kutu mısır
  • Yarım limonun suyu
  • 10-15 dal dereotu
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • Tuz
  • 1 adet kırmızı soğan

👩‍🍳 Yapılışı:

  1. Patateslerin kabuklarını soyup kare kare doğrayın ve suda haşlayın.
  2. Haşlanan patatesleri süzüp soğumaya bırakın.
  3. Kırmızı soğanı küçük küçük doğrayın. Kornişonları, dereotunu, mısırı ve diğer malzemeleri bir kaba alın.
  4. Yoğurt, mayonez, hardal, limon suyu, zeytinyağı, karabiber ve tuzu bir kapta karıştırın.
  5. Tüm malzemeleri karıştırarak harmanlayın. Damak zevkinize göre yoğurt veya hardal miktarını artırabilirsiniz.
  6. Servis tabağına alıp üzerini dilediğiniz gibi süsleyin. 🌿

💡 Küçük Not:

Bu salata soğuk servis edildiğinde çok daha lezzetli oluyor. Yanında glütensiz ekmek veya sade yoğurtla harika bir öğün oluşturabilirsiniz.

🪶 Etiketler:

#hardallıpatatessalatası #glütensiztarifler #sağlıklıbeslenme #evyemekleri #salatatarifleri #blogtarifleri

🍫 SARAY LOKUMU (PADİŞAH LOKUMU) 🍫 Şekersiz ve Glutensiz

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...

 

Ahretliğimin tarifi bu, çok severim. Sağ olsun hep yapar, geçenlerde ben de misafirlerime kahve yanında ikram ettim. 💕 Ablam da çok seviyor, yoğun istek üzerine yaptım ama malum ailecek diyabetliyiz. Bu yüzden tarifi şekersiz ve glutensiz olarak uyarladım. 🍫

🌿 MALZEMELER 🌿

  • 1 litre süt
  • 5 yemek kaşığı glutensiz un
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 60 gram şekersiz bitter çikolata
  • 10 damla sıvı tatlandırıcı
  • 60–70 gram Hindistan cevizi (taban için)
  • 2 paket krem şanti
  • 1,5 su bardağı soğuk süt (krem şanti için)
  • İsteğe göre: fındık, fıstık, ceviz veya damla çikolata (süsleme için)

🍮 YAPILIŞI 🍮

Öncelikle süt, un, mısır nişastası, kakao ve tereyağını mikserde birkaç dakika karıştırın. Glutensiz un çok ince olduğu için sütle karışırken topaklanabiliyor; mikser kullanmak bu yüzden önemli. Karışımı ocağa alın ve karıştırarak koyu bir kıvam alana kadar pişirin. 🍶


Koyulaşınca içine 60 gram şekersiz bitter çikolata ekleyin. Normalde sütlü çikolata ekliyordum ama bitter de gayet güzel oldu — sadece biraz daha az tatlı. Dilerseniz sütlü çikolata kullanabilirsiniz. Ayrıca 10 damla sıvı tatlandırıcı ekledim ama çok fark yaratmadı, tatlı tercihine göre ayarlayabilirsiniz.


Dikdörtgen büyük bir borcamın tabanına bolca Hindistan cevizi serpin (yaklaşık 60–70 gram). 


 


Üzerine kakaolu muhallebiyi kaşıkla azar azar dökün — birden dökerseniz Hindistan cevizi tabanını bozabilirsiniz. Düzleştirip soğumaya bırakın. 🥥



Bu arada, 2 paket krem şantiyi 1,5 su bardağı soğuk sütle çırpıp dolaba kaldırın. Muhallebi soğuyunca krem şantiyi üzerine yayın. İsterseniz üzerine fındık, ceviz, fıstık veya damla çikolata serpebilirsiniz. 🍫

Tatlıyı buzdolabında dinlendirin. Servis edeceğiniz zaman dilimleyip rulo şeklinde sararak sunabilirsiniz. Görüntüsüyle hem şık hem de hafif bir tatlı oluyor. 🎀

Not: Benim yaptığımın tadı yine de Ayşe’nin yaptığı kadar güzel olmadı 😊 El lezzeti de fark ediyor tabii. O, “Afia” marka krem şanti kullanıyor. Sağ olsun bana da aldı, elime ulaşınca onunla tekrar deneyeceğim.

💫 Ağzınızın tadı, sofranızda misafiriniz eksik olmasın! 💫
Afiyetle...


#saray lokumu #padişah lokumu #glutensiz tarifler #şekersiz tatlı #ev yapımı tatlı #kahve yanına

23 Ekim 2025 Perşembe

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
Bismillahirrahmanirrahim...

 TAVADA GLUTENSİZ ŞEKERSİZ BROWNİE TARİFİ!

Selamün aleyküm canlar! 

Uzun zamandır bloğa şöyle ağız sulandıran, hem sağlıklı hem de çok pratik bir tarif eklemek istiyordum. Canım sıcacık taze kek yemek istiyordu, yeni pişmiş keki pek severim. Bu tarifi görünce hemen denemek istedim! Dumanı üstünde çıkan, sadece 20-25 dakikada tavanızda hazırlayabileceğiniz, hem glutensiz hem de rafine şekersiz nefis bir brownie tarifiyle geldim. Siz de belki bir misafire, belki de benim gibi kendinize yaparsınız. Gönül rahatlığıyla yiyebileceğiniz bu lezzeti mutlaka denemelisiniz!

✰ Brownie İçin Gerekli Malzemeler:

  • 3 yemek kaşığı rafine şekersiz ve katkısız kakaolu fındık kreması 
  • 3 tam yumurta 
  • 100 ml süt 
  • 100 gr glutensiz un (Ölçü: 1 su bardağından bir parmak eksik olacak)
  • 1 dolu yemek kaşığı kakao 
  • 3  yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • Yarım paket vanilya

參 Tavada Brownie Yapılışı:



Fındık kreması, yumurta, süt, glutensiz un, kakao, kabartma tozu ve vanilya olmak üzere tüm malzemeleri bir karıştırma kabında güzelce birleştirip iyice çırpın.



Çok önemli bir not: Karışımı dökeceğiniz tava mutlaka yapışmayan tava olmalıdır. Aksi takdirde tüm emeğiniz ziyan olabilir! Ben bu şekilde tava kullandım isterseniz siz normal kapaklı bir tava kullanabilirsiniz.




Hazırladığınız harcı tavaya alın. Keki tavada, kısık ateşte yaklaşık 20-25 dakika pişirin. Pişirme sırasında başından ayrılmayın ve kontrollü olun. Uzun uzadıya pişmeye gelmez, kıvamını kaçırmayın.

Pişip pişmediğini anlamak için kürdan testi uygulayın. Pişirme süresi dolunca ocağı kapatın ve keki ocağın üzerinde beş dakika daha bekletin. Bu dinlenme, lezzetinin oturmasını sağlayacaktır.

Brownie’niz servise hazırdır! Ben bu tarifi hazırlarken çikolata sosuyla süsledim. Siz de isteğe bağlı olarak sosla veya pudra şekeriyle süsleyebilirsiniz.

Önemli Not:

3 kaşık katkısız fındık kremasının şekeri damak tadınıza yeterli gelmezse, tarife yarım bardak toz şeker ya da dilediğiniz başka bir tatlandırıcı ekleyebilirsiniz. Ama üzerine döktüğünüz çikolata sosuyla oldukça tatlı oluyor.


 Mutlaka Yapılması Gereken Çikolata Sosu İçin:

Malzemeler:

1 su bardağı çırpılmış krema

80 gr şekersiz çikolata (Ben sütlü çikolata kullandım!)


Yapılışı:

Çırpılmış krema ve çikolata parçalarını bir tencerede karıştırın.(Ben file markette satılan stevia'lı şeker ilavesiz çikolata kullandım.)

Ocağın altını açın. Karışımı kaynatın ve sürekli karıştırarak istediğiniz yoğunlukta kıvam alana kadar pişirmeye devam edin.

Afiyet bal şifa olsun! Dualarınızda bizleri de unutmayın inşallah.