Gezmeler Gezmeler: Bilecik Yolculuğu
Bilecik yolculuğumuz başlıyor! Bu seferki rotamız, Belgin ablamızın emeklilik sonrası yerleştiği Bilecik... Hem Belgin ablamızla hasret gidermek hem de ecdadımız Osmanlı'nın kurulduğu, temellerinin atıldığı o kadim topraklara bir ziyaret yapalım dedik. Tarihin ve keşfetmenin izini süren biri olarak, meraklı bir ruh ve keşif dolu adımlarla; "Osmanlı'nın tohumlarının atıldığı" bu şehri görmek uzun süredir listemdeydi.
İstasyondan çıkışta minibüs benzeri araçlar var. Şehirdeki ulaşım sistemi oldukça ilginç; nakit para geçmiyor; ya Bilecik'e ait ulaşım kartıyla ya da banka kartıyla ücreti ödüyorsunuz. İstasyon şehrin biraz dışında kalıyor, Bilecik zaten çok dingin bir yer; tam kafa dinlemelik bir rota. Yine de İstanbul'dan sonra böyle bir tempoda yaşayabilir miyim, işte onu tam kestiremiyorum.
Tarihe Doğru Zorlu Bir Yürüyüş
Yol boyunca o güzel sarı çiçekli kaktüsler ve vadideki eski yerleşim yerlerinde hala süren yaşamlar bize eşlik etti.
Günün sonunda Belgin ablamızla vedalaşarak akşam 20:30 trenimize bindik ve saat 22:00 civarında İstanbul'a vardık.
Hayat akıp gidiyor, bazen insan tüm sorumlulukları bir kenara bırakıp sadece anın tadını çıkarmak, eski bir minarenin gölgesinde soluklanmak veya sadece bir dostun evinde demli bir çayla "mola" vermek istiyor. Bilecik gezisi bana bir kez daha hatırlattı ki; koşturmacanın içinde kaybolmamak için ara ara böyle duraklara, gerçek nefes alma alanlarına ihtiyacımız var. Siz en son ne zaman hayatınıza şöyle güzel bir mola verdiniz?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder